Benim Koçluk Hikayem

Yıl 2013, aylardan Şubat, günlerden Pazar; çok sevdiğim kardeş gibi olan eski mezunumun evine gidiyoruz. Onlar yeni evli bense çiçeği burnunda 2. anneliğimi yaşıyorum. Bir yandan ikinci kez anne olmanın verdiği mutluluğu yaşarken diğer yandan da ilk annelikteki yaşadığım telaşların yerini tecrübeye bırakmış olmasının yarattığı rahatlığın keyfini sürüyorum. Ne de olsa artık sorular bildiğim yerden çıkıyor. Bu rahatlıktan mıdır yoksa ilk çocuğumla birebir anneliği yaşayıp artık özgür günlerime kavuşmuş olmamdan mıdır bilinmez “arkamı bile dönüp bakmam” diyerek bıraktığım kurumumu hiç düşünmüyor ancak bir yandan da buram buram bir şeyler yapmalıyım artık dürtüsünü karşılayacak bir arayış içinde olduğum günleri yaşıyorum.

Laf lafı açıyor sohbet oradan buradan akıp devam ediyor. Mezunumum eşi de öğretmen. O da mesleğini daha farklı bir şekilde icra etmek istiyor. Derken bir fikrinden bahsediyor. Velilere verilebilecek bir takım hizmetleri içeren bir proje bu. Dikkatle dinliyorum detayları. Çok yaratıcı bir fikir. Bana arayışımda ilham basamağı oluyor, benim istediğim başka bir şey. Ertesin gün bilgisayarın başına geçip başlıyorum araştırmaya… Birden Google amca “öğrenci koçluğu” ile ilgili sponsorlu web sayfalarını getiriyor önüme. İlgimi çekiyor tek tek okuyorum web sayfalarını. Okurken içimde kendimin fark etmediği ama şimdi o anı düşündüğümde hızla çarpan kalbim bana eşlik ediyor. Kalbim heyecanla çarpıyor! Neden mi? Çünkü BULDUM! Evet, öğrenci koçluğu! Bunca senedir öğretmenlik yapıyorum, sınavlara öğrenci hazırlıyorum. Başarılıyım bir yandan da öğrencilerimin sınav yılında yaşadıkları psikolojik baskıyı yönetmek bazen zorlayıcı oluyor. Onların duygu durumunu yönetmek için zaten sürekli okuyorum, araştırıyorum ve zaten öğretmenliğin en çok zevk aldığım hatta âşık olduğum yanı da bu. Onları anlayabilmek, doğru dokunuşlar yapabilmek. Bir de aileler var tabii. Onlar da bu işin bir parçası, kimisi başarsın diye yanlış yerden yaklaşıyor çocuğuna, kimisi ne yapacağını bilemiyor çünkü gelecek söz konusu! Kolay mı, güzel bir insan yetiştir maddi manevi elinden geleni yap sonra bir sınavla senelerin emeğini ölç, biç güzelim gencecik insanı geleceğe fırlat at!

Google amcanın tam da nu noktada önüme getirdiği web sayfaları bu durumun önünde şahlanan bir at gibi duruyor… Ve sonrası uzun ve meşakkatli koçluk eğitimleri (Bu iş öyle magazin gazetelerinde çıkan haberlerde ki gibi bebek sahilinde yan yana yürümekle olan bir iş değil ayrıca, önüne gelenin “koçum ben” diyebileceği bir mecra hiç mi hiç değil! Niyesine gelince insanların yaşamlarına dahil oluyorsunuz, dokunuşlarınız oluyor. Hayat bu bir kere yaşanıyor. Nasıl dinleyeceksin, nerede ne soracaksın, eline kahveni alıp da “bak şimdi geçen ne oldu” diye başlayacağın dertleşme görüşmesi değil ki bu. Yaşamda fark yaratmak, dengeyi yakalamak, gelişmek, iyileştirmek için yapılıyor. Tabii ki doğru eğitimlerle doğru becerilerle donatılmak gerekiyor ve çok çok emek harcamak gerekiyor) farklı eğitimler, uygulamalar, çalışmalar ve akademik yaşantının sınav senesinde tam da en çaresiz noktada “korkmayın halledebiliriz” diyebildiğim yüzlerce yaptığım koçluk görüşmelerim.

Aradan geçen yaklaşık 5 yılda önce ben bir gelişim tünelinden geçtim ve geçiyorum. Ben değiştim, ben öğrendim, ben uyguladım, farklar yaşadım. Sonra ailem; eşim ve çocuklarım yaşadılar. Hem beni, hem benim ön ayak olduğum bu sağlıklı, hayata kalite katan değişimleri, gelişimleri. Arkadaş çevrem hepsi tek tek fark ettiler bende tüm bu olanları anlam veremediler, “sana bir şey olmuş ama ne olduysa iyi olmuş” dediler. Sonra ben onları fark ettim kendimde olan bu değişimle bile onların da hayatına dolaylı yoldan dokunuşlar yaptığımı. Ve özenle dinlediğim danışanlarım yaşamlarında olmasını istedikleri şeyleri hayatlarına katabilmiş olmanın huzurunu yaşarken, seneler sonra elde ettikleri başarıları birlikte geçirdiğimiz yıllar önceki görüşmeler sayesinde olduğunu benimle paylaşıp bana tarifsiz derecede güzel duygular yaşatan değerli kişiler. Tüm bunlarla birlikte koçluk öyle bir meslek ki hayatınıza öyle güzel insanlar, öyle güzel dostlar katıyor ki! Bir gün dara düşsem yanımda o var diyebileceğim kadar güven veren,  anlayan, “cansınız” dedirten. Ve öyle bir meslek ki insanların yaşamlarında iz bırakmak, rol model olmak, ilham kaynağı olmak… Aslında bu hepimizin maddi dünyada aradığı zenginliğin ta kendisi. Artık bu dünyada benden zengini yok! Öyle güzel duygular yaşıyorum ki, gönlüm öyle dolu dolu ki yaşamlara yaptığım katkılardan…

Hep bana teşekkürler ediliyor oysa ki benim de teşekkür edeceklerim var:

Mesleğimi en iyi şekilde icra edebilmemi sağlayan mezunu olmaktan gurur duyduğum

Sevgili Eternal Coaching and Mentoring Academy’nin (ECMA) can hocaları; koçluk hikayeme kalite ve anlam kazandırdığınız için,

Sevgili ECMA aynı dönem mezunu arkadaşlarım; bu meşakkatli yolda birbirimizden bir an olsun desteğimizi esirgemediğimiz, “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” ilkesini her anımda hissettiğim için;

Sevgili iş ortağım; profesyonel yaşamla sosyal hayatın dengesini birlikte kurup devam ettirdiğimiz için,

Sevgili mezunum ve eşi; iş hayatıma ışık yaktığınız için,

Sevgili yakın ailem; teklifsiz çalışmalarıma katkılar sağladığınız için,

Sevgili eşim; mesleğe adım atışımın ilk gününden itibaren desteğini hep hissettirdiğin için,

Sevgili oğullarım; “Şimdi çalışmam gerek” dediğimde tatil günlerinde bile yalnız kalmaktan bir dakika şikâyet etmediğiniz için,

Çok çok teşekkür ederim!

      Blog ana sayfasına geri dönmek için tıklayınız.