Benim Koçluk Hikayem

Ben sosyal hayatımda hiçbir zaman çok konuşan, toplulukları etkisi altında bırakan bir birey olmadım. Hep dinledim. Bulunduğum topluluklarda yapılan esprilere güldüm, anlatılanları can kulağıyla dinledim. Arkadaşlarımın hep derdini açtığı, sorunlarını anlattığı birisi oldum. Kendimi iyi dinleme yapan, arkadaşlarına güzel tavsiyeler veren ve sorunlarına çözüm getiren birisi olarak buldum. Süreç içerisinde gördüm ki; evet dostlarımın sorunlarını dinliyor ve onların sorunlarına çözüm getirmeye çabalıyordum ama bu dostlarımın hayatlarında kalıcı bir iyileştirmeye yol açmıyordu. İşin kötü yanı kendimi de dinlerdim ama kendi hayatıma dair çok fazla çözümler üretemezdim.

2002 yılında çalıştığım bir kurumun düzenlediği bir eğitim programında koçluk kavramı ile karşılaştım. O tarihlerde anlamını kendi hayatımda çok oturtamasam da bu eğitim yıllar sonra koçluk eğitimlerinin peşine düşmeme yol açtı. Bu yüzden benim için çok kıymetliydi.

2011 yılında kollarımı sıvadım ve koçluk olgusunun peşine düştüm. Bu güzel yolculuk hala devam ediyor. Çok farklı kurumdan koçluk eğitimleri aldım. Her aldığım eğitim hayatımın farklı yerlerini yeniden inşa etti. Ve ben fark ettim ki evet ben çok iyi dinliyorum ama hem kendi hayatıma hem de çevremdeki insanların hayatlarına kalıcı bir katkı sağlayamıyordum. Çünkü dinledikten sonra sadece yorum yapıyordum. Kendi değerlerimle, kendi gerçeklerimle. Oysaki öğrendim ki herkesin gerçeği farklı, herkesin değerleri farklı. Kıymetli olan insanlara kendi çözümlerini bulmalarını sağlayabilmek.

2017 yılında Eternal Coaching & Mentoring Academy ile tanıştım. ECMA’den aldığım koçluk eğitimlerinde aslında soru sormanın insanların hayatlarını nasıl da değiştirdiğini daha net gördüm. Tabi soru sormak dedimse öyle sıradan soru sormak değil bahsettiğim, güçlü sorular sormak. ECMA eğitimlerinden sonra güçlü olan dinleme yetkinliğimi parlattım ve yanına bir de güçlü sorular sorma yetkinliğini kattım.

Her an iletişim halindeyiz. Çalıştığımız yerlerde iş arkadaşlarımızla, yöneticilerimizle, yönettiklerimizle. Ailemizle, sevdiklerimizle, dostlarımızla. Bir parkta oturduğumuz bankı paylaştığımız tanımadığımız birisi ile. En önemlisi de kendimizle iletişim halindeyiz. Ben koçlukla etkili iletişimin temel unsurlarının derinlemesine dinleme ve güçlü sorular sorabilme yeteneği olduğunu öğrendim. İletişim halinde olduğunuz canlıları derinlemesine dinler ve güçlü sorular sorabilirseniz hayatınız daha keyifli hale geliyor. Canlılar dedim çünkü ben bunun insanlar dışında diğer canlılarda da işe yaradığını gördüm. 10 yaşında bir kedim var. Koçluk eğitimleri almadan önce onunla iletişimimiz de farklıydı. Ama ne zaman ki soru sormanın gücünü keşfettim, ona da sorular sormaya başladım her şey değişti. O kadar ilginç ki sadece düz bir cümle söylediğimde hiçbir tepki vermezken, bir soru sorduğum da miyav diye karşılık veriyor.

Koçlukla benim hayatım farklı şekillendi, şekillenmeye devam ediyor. 2018 yılında çok sevdiğim birisini kaybettim. Çok aniden, çok zamansız, çok erken. Eğer koçluk eğitimleri almamış olsaydım bu süreci çok kötü geçirirdim. Kendimle iletişimimi koçlukta öğrendiğim yöntemlerle kurdum. Bu süreçte psikiyatr desteği almaya başladım. Ama bizim seanslar kendimi iyileştirme yönünde neler yaptığım, kendime hangi soruları sorup hangi cevapları aldığım ve bunları ne tür aksiyonlara döktüğümü anlatma şeklinde geçiyor. Psikiyatrım da beni destekliyor ve takdir ediyor. Bu da koçluğun önemli bir parçası.

Benim hayatımı bu denli etkileyen, dönüştüren Dilek Yıldırım ve Meltem Şakarcan’a ne desem az gelecek. Bu yüzden yazılanlara bakmayın doğrudan deneyimleyin. İşini bu kadar seven ve başarı ile yürüten, koçluğu sadece bir iş olarak görmeyip kendi hayatlarına adapte eden bu iki liderin kurduğu yapıya gönül rahatlığı ile emanet edin kendinizi. Koçluk benim kendime verdiğim en güzel ve biricik hediye. Siz de kıymetlisiniz, kendinize bir hediye verin.

      Blog ana sayfasına geri dönmek için tıklayınız.